Pranayama

Pranayama

Pranayama genellikle nefes tekniği veya nefes kontrolü olarak adlandırılır ancak bu çok sınırlı bir yaklaşım olur. Elbette Yoga çalışmalarında nefes teknikleri kullanılır ancak terimi daha iyi anlamaya çalışmak gerekir.

Sanskritçe “Pranayama” kelimesi basitçe yaşam enerjisi Prana’nın alanının genişletilmesi olarak anlamlandırılabilir. Prana hareketli ve hareketsiz tüm varlıklarda bulunan enerjidir. Pranayama teknikleri yaşam enerjisini normal sınırlanırının ötesine taşıyarak bireyi daha yüksek enerji boyutlarına ve bunların farkındalığına yönlendirme üzerine tasarlanmıştır.

Egzersiz, iş yaşamı, uyku, beslenme, cinsellik, duygu ve düşünceler Prana akımlarını etkiler. Yaşam tarzındaki yanlışlıklar, yanlış beslenme ve stress prana akımını kötü yönde etkiler ve kimi zaman belirli bölgelerde tıkanmalara sebep olur. Yaşam enerjisindeki bu düzensizlikler bazı uvuz ve organların zamanla canlılığını yitirmesine ve rahatsızlanmasına sebep olur. Pranayama teknikleri bu durumu tersine çevirerek enerjiyi dengeler ve enerjiyi artırır.

Pranayama çalışmaları suptil beden’deki prana akımılarını yönlendirir ve nadilerdeki tıkanıklıkları yok ederek daha verimli prana alımına ve akışına yardımcı olur. Aynı zamanda düşünce akışı kontrol altına alınırak, sakinleşen zihin sayesinde Prana, nadi ve chakralarda özgürce akarak ileri bilinç hallerine ulaşmada önemli bir yardımcı olur.

Pranayama ve Nefes

Tüm yaşam fonksiyonlarını Prana yönetir. Nefes ise bu fonksiyonlardan yanlızca bir tanesidir. Aslında Prana nefesten ve oksijenden daha süptil bir enerjidir. Nefes bilinç ile kontrol edilebilirken aynı zamanda bilinçsizken de fonksiyonuna devam edebilen bir işlem olduğu için Pranayama çalışmalarında nefes tercih edilir. Bu özelliği dışında bilinçli zihinle ve bilinçaltıyla doğrudan ilişki içinde oluşu yogiler tarafından gözlenmiş ve nefes üzerinde yapılan deneyler yoga’nın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir.

Nefes insan varoluşunun tüm boyutlarıyla doğrudan ilişkili bir fonksiyondur. Tüm hücrelerin, beyinin, salgı bezlerinin, kasların ve zihinin işleyişlerini doğrudan etkiler. Ancak malesef çoğu insan ciğer kapasitesinin yanlızca çok küçük bir kısmını kullanarak yanlış nefes alır. Aldıkları nefes çoğunlukla sığ ve beden sağlığını korumak için gereken yeterli oksijen ve pranadan mahrum durumdadır. Düzensiz nefes beyin ritmini bozarak fiziksel, zihinsel ve duygusal bozukluklara sebep olur. Bu durum içsel çatışmalara, dengesiz kişiliğe, sağlıksız bir yaşam tarzına ve hastalıklara sebep olur.

Pranayama bu negatif döngüyü kırarak düzenli nefes döngüsü ve nefes üzerinde kontrol sağlar. Dolayısyla hem beden hem de zihinin doğal, sağlıklı ve rahat ritimlerine dönmelerini sağlar.

Hayat kalitesi ve süresi de nefes ritmiyle doğrudan ilişkilidir. Yavaş nefes ritmi kalbi güçlendirip bedene daha iyi beslenme sağlar ve ömrü uzatır. Derin nefes ise daha fazla enerji alınımını, dinamizmin artmasını ve genel sağlığın artmasına katkıda bulunur.

Pranayama Çalışmaları ile;

  • Zihinsel ve fiziksel rahatlama sağlanır.
  • Solunum ritmi düzenlenir, yavaşlar ve derinleşir.
  • Doğru diyafram ve ciğer kullanımına kavuşulur.
  • Beyin en verimli şekilde çalışmaya başlar.
  • Sindirim ve sinir sistemlerinin sağlığı iyileşir.
  • Metabolik düzen dengelenir.
  • Başta göğüs ve karın bölgesi olmak üzere tüm organların sağlığı iyileşir.
  • Vücudun iyileşme kapasitesi artar. Birçok genel rahatsızlığın idaresi ve giderilmesi sağlanır.
  • Vücuda ekstra oksijen sağlanır ve birikmiş karbondiyoksit atılır. Dolayısyla kan toksinlerden arınır.
  • Kan dolaşımı ve oksijen alımı dengelenir.
  • Kalp ritmi ve tansiyon düzenlenir.
  • Uyku bozuklukları giderilir.
  • İştah dengelenir.
  • Huzur, berraklık ve konsantrasyon artar.
  • Meditasyon haline geçmek kolaylaşır.

Majör depresyon, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, astım, bronşit, epilepsi, gastrik ülser ve vertigo gibi rahatsızlıklarda lütfen çalışmalara katılmadan önce doktorunuzun olurunu alınız.

Prana

Üstad Swami Vivekananda, Patanjali’nin Yoga Sutralarında verilen Pranayama bilgisini şöyle yorumlar;

‟Kullanılan terim Prana’dır, Prana salt nefes demek değildir… Bu, evrende mevcut olan enerjiye verilen isimdir. Evrende görülen her şey, her oluş, Prana’nın tezahürüdür. Evrende tezahür eden enerjinin bütününe Prana adı verilir.

Bir siklus (dönem) başlamadan önce Prana atıldır, siklus başlayınca Prana tezahür etmeye başlar. İnsanlar da, hayvanlar da, varolan her şey de bu Prana’dır, buna düşünce vs. gibi enerjiler de dahildir. Evren tümüyle bir Prana ve Akaşa kombinasyonudur. İnsan bedeni için de durum aynıdır, hissettiğimiz ve gördüğümüz herşey için gerekli çeşitli malzemeyi akaşa, çeşitli güçleri de Prana sağlar.

Nefes yoluyla pranayı alış-veriş Pranayama’dır. Yoga felsefesinin babası Patanjali, Pranayama hakkında ayrıntılı bilgi olarak vermemektedir, ama daha sonraları başka yogiler  konu üzerinde gelişmeler kaydetmişler buluntularını bilimsel hale getirmişlerdir.

Patanjali, Pranayamayı bir yöntem olarak kabul etmekle birlikte buna takılıp kalmamıştır, söylemek istediği sadece şudur; “ Nefesle havayı dışarı atın, sonra ciğerlerinize çekip bir müddet tutun, böyle yapınca varlığınız biraz daha sakinleşecektir.” bu bilgi ile başlayan akım daha sonra Pranayama adı ile başlı başına bir bilim olmuştur…”

Kısacası Prana yalnızca nefes demek değildir. Prana solunum hareketine neden olan güçtür, nefesteki canlılıktır. Öte yandan Prana sözcüğü bütün duyulara da uygulanabilmektedir. Bunlara Pranalar denir, zihin de Prana diye adlandırılabilir ve böylece de Prana’nın bir güç olduğu anlaşılır.

Ancak biz yine de onu salt güç diye adlandırmamalıyız, çünkü güç sadece onun bir tezahürüdür. Güç halinde ve de harekete ilişkin olarak mevcut bulunan her şey halinde tezahür eden bir şeydir o.

Chitta yani zihinsel muhteva, çevresinden Prana’yı çekip alan ve onu çeşitli yaşamsal güçler, düşünce, irade  ve başka kudretler hailen dönüştüren bir pompadır.

Uygun nefes yöntemleri ile, bedenin çeşitli davranışları ile onun içinde gelişen sinirsel akımları kontrolümüz altına alabiliriz .

Onun için önce bunların kimliklerini saptamamız, sonra da kontrolumuz altına almamız gerekir.

Pranayama ve Değişim

Yoga’nın bedeni değişime uğrattığı bilinmektedir. Yoga çalışmalarını yaptıkça, beden daha önceki halinden çok ilerde olacaktır. Bu akla yatkın bir görüştür, her yeni düşüncenin beynimizde kendine yeni bir yol hazırladığını ifade eden olgu yardımıyla açıklanabilir.

İnsan doğasının korkunç muhafazakalığı işte buradan kaynaklanmaktadır. İnsan doğası, daha önceden oluşmuş tekerlek izlerini takip etmeye bayılır, çünkü bu, yeni bir yol döşemekten daha kolay bir şeydir.

Varlığı bir iğne, beyin maddesini de yumuşak bir kitle gibi düşünelim. Sahip olduğumuz düşüncelerden her biri beyinde kendisine yeni bir yol çizmektedir; eğer beyinin gri maddesi bu yolu bir sıva ile kapamasaydı – ki, yol korunmakta ve izole edilmektedir – yol hemen kapanırdı. Eğer gri madde olmasaydı, hafıza diye bir şey de olmazdı, çünkü hafıza terimiyle, düşünceye bir anlamda bir akış kanalı çizmek suretiyle eski yolları yeniden baştan başa dolaşma yeteneği hissedilmektedir.

Konuşurken herkesin bildiği birkaç fikri tekrarlayıp durmakla, onları bir iki farklı kombinasyon içinde ifade etmekle yetinildiğini gözlemlemişsinizdir. Bunlar anlaşılması kolay şeylerdir, çünkü bunların yolları herkesin beyninde daha önceden inşa edilmiştir. Şöyle bir anmak bile yeterli olmaktadır. Yeni bir konu meydana geldiğinde ise, yeni bir konunun hemen benimsenmeyişinin nedeni budur. Bunun içindir ki beyin, yeni fikirlerin kendisini etki altına almasına bilinçsizce karşı koyar.

Prana yeni yollar döşemeye çalışırken beyin ona engel olmaya çabalar. Muhafazakarlığın sırrı budur. Beyindeki yollar ne kadar az ise, prananın iğnesi o kadar az yol açmış demektir ve beyin de aksine o kadar çok muhafazakardır ve yeni fikirlerle çok savaşacak demektir.

İnsan ne kadar çok aklı başındaysa ve düşünceliyse varlığındaki yol şebekesi de aynı şekilde yoğun olacaktır ve yeni fikirleri o derece kolaylıkla kabul edecek ve anlayacaktır.

Her fikir için durum aynıdır. Beynimize yeni bir damga vurmakta, yeni yollar oluşturmaktayız. Yoga çalışmasının başlangıcında çok büyük bir fizik dirençle karşılaşılmasının nedeni de budur.

İçinde yaşamakta olduğumuz şu dünyanın tarifini hatırlamanız gerekir; dünya, bilinç planı üzerine yansıtılmış Sonsuz Yaşam’dan başka bir şey değildir. Sonsuz’un birazı bilince yansıtılmıştır ve biz de buna dünyamız diyoruz. Demek ki ötelerde bir sonsuz mevcuttur… Bu sonsuzu konu edinen felsefeler bize tamamen yeni bir şeymiş gibi gelir. Onunla ilgili olarak oluşturduğumuz fikirler beynimize yeni yollar inşa etmek zorundadır. Bunlar tüm dengemizi altüst edebilir çünkü muhafazakar benliğimiz ortaya çıkar. Bunun içindir ki yoga çalışmalarının başlangıcında, sıradan insanlar, üzerlerinde yürümeye çalıştıkları patikalardan çekilip alınmaktadırlar, Bu allak bullak oluşları mümkün mertebe hafifletmek üzere Patanjali pek çok metod öne sürmüştür; bunların bize en uygun olanını seçip uygulamak yine bize bırakılmıştır.